DOLAR48,12
EURO56,14
GR. ALTIN7.120
BIST14.684
BITCOIN3.850.573
TÜRKİYE

Prof. Dr. Zakir Avşar: "Kamuoyu kimin oyu?"

Akademisyen ve Haber7 yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, “Kamuoyu kimin oyu?” başlıklı değerlendirmesinde son dönemde artan kamuoyu araştırmalarını mercek altına aldı.

27 Ağustos 2026 125 okunma 5 dk okuma
Prof. Dr. Zakir Avşar: "Kamuoyu kimin oyu?"

ANKARA - BHA 

Akademisyen ve Haber7 yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar,  “Kamuoyu kimin oyu?” başlıklı yazısında şu ifadelere yer verdi:

"Kamuoyu kimin oyu? Ne kadar çok kamuoyu araştırması yapan oluşum varmış… Partiler “kuruldum”, siyasete soyunan “ben de geldim” dediği andan itibaren “ölçüyorlar”… Pierre Bourdieu’nun ‘Kamuoyu Yoktur’ başlıklı ünlü eleştirisinden hareketle, H. Tufan’ın derlediği Kamuoyu Kimin Oyu? çalışmasını anımsadım…

Kamuoyu ölçüm/araştırma yapıları sürekli bir şeyleri ve özellikle siyaseti ölçüyorlar ve ölçtüklerini söylüyorlar ama birinin ölçüsü diğerini tutmuyor… En garabet örneklerini Yeni Parti’nin kurulması ile yaşadık. Kurulduğu gün birinci çıkaranı da oldu, ikinci sıraya yerleştireni de, daha aşağılara iteni de… Bir kısmı ise bölündükleri CHP ile başa baş gösterdi, bir kısmı CHP’yi eksilere indirdi, hatta gömdü…

Akıllara gelen soru şu: Bunlar birbirlerinden farklı parametrelerle mi yokluyorlar, ölçüyorlar? Bu işin bir bilimsel standardı yok mu? Nasıl oluyor da birinde en üstte olan diğerinde yerlerde sürünüyor veya birinde var olan diğerinde adeta buharlaşıyor?

Elbette bu işin bir ciddiyeti, kuralı, yöntemi var, olmalı… Çünkü kamuoyu araştırmaları, demokratik siyasetin önemli bilgi kaynaklarındandır. Bilimsel yöntemlerle yapıldığında toplumun siyasal eğilimlerini, beklentilerini ve değişen tercihlerini anlamaya, siyasetçilerin toplumsal talepleri görmesine ve kamuoyunun siyasal gelişmeleri daha sağlıklı değerlendirmesine katkı sağlar. Yani herkes boyunun ölçüsünü az çok görür…

Şu da var ki bir kamuoyu araştırmasının bilimsel niteliği tek başına ortaya koyduğu rakamların gerçekçi görünmesiyle belirlenemez. Örneklemin nasıl oluşturulduğu, kaç kişiyle görüşüldüğü, araştırmanın hangi tarihler arasında gerçekleştirildiği, görüşme yönteminin ne olduğu, soruların nasıl hazırlandığı, kararsız seçmenlerin nasıl değerlendirildiği ve sonuçların hangi ağırlıklandırma yöntemiyle hesaplandığı bilinmelidir.

Öyle nevzuhur, kim tarafından, ne zaman, ne şekilde yapıldığı bilinmeyen, cafcaflı bir araştırma kurumu adı yazılarak bu işler olmaz…

Araştırmayı kimin yaptırdığı ve finanse ettiği de aynı ölçüde önemlidir. Uluslararası meslek standartları, kamuoyu araştırmalarında bu bilgilerin mümkün olduğunca şeffaf biçimde açıklanmasını temel bir etik ilke olarak kabul etmektedir.

Metodolojisi ve finansmanı hakkında yeterli bilgi bulunmayan bir araştırmanın bilimsel değerini kamuoyunun bağımsız biçimde değerlendirmesi güçleşir.

Farklı isimli araştırma kuruluşlarının aynı siyasi tabloya ilişkin ve üstelik aynı dönemde birbirinden oldukça uzak sonuçlar açıklaması bu nedenle dikkatle değerlendirilmelidir.

Araştırmalar arasındaki her farkı manipülasyon olarak nitelendirmek bilimsel açıdan doğru olmayabilir ama örneklemin niteliği, saha tarihi, soru biçimi, görüşme yöntemi, ağırlıklandırma teknikleri ve kararsız seçmenlerin ele alınış biçimi sonuçlar üzerinde belirleyicidir.

Açıkça görülen, bariz, büyük farklılıkları “anketlerin hata payı vardır” diyerek geçiştirmek de yeterli değildir. Bilimsel yaklaşım araştırmalar arasındaki farkların hangi metodolojik tercihlerden kaynaklandığını ortaya koymayı gerektirir.

Özellikle kararsız seçmenlerin dağıtılması burada ayrı bir önem taşır. Araştırmada doğrudan ölçülen oran ile çeşitli varsayımlar kullanılarak hesaplanan oran aynı değildir.

Kararsız seçmenin hangi siyasi partiye veya adaya ne ölçüde yönlendirileceği, sonucu etkiler. Bu nedenle “kararsızlar dağıtıldıktan sonra” ortaya çıkan sonuçların kesin bir toplumsal gerçeklik gibi sunulması da doğru değildir. Bu sonuçlar belirli varsayımlar ve istatistiksel modeller çerçevesinde oluşturulmuş tahminlerdir.

Manipülasyon ihtimali salt örneklem ve hesaplama yöntemlerinde de ortaya çıkmaz. Sipariş araştırmalarla da olur. Nitekim oluyor da…

Soruların nasıl sorulduğu, seçeneklerin nasıl sıralandığı, hangi konuların önce gündeme getirildiği ve sonuçların hangi ifadelerle kamuoyuna aktarıldığı da seçmen davranışını etkileyebilir.

Bir araştırmada belirli bir partinin yüzde 30 ölçülmesi ile aynı sonucun “parti açık ara önde” şeklinde sunulması aynı şey değildir.

İlkinde bir veri aktarılırken, ikincisinde veriye siyasal bir yorum yüklenmektedir. Özellikle sosyal medyada araştırmaların yalnızca tek bir grafik veya rakam üzerinden paylaşılması araştırmanın yöntemi ve belirsizlikleri görünmez hale getirmektedir.

Burada medyanın sorumluluğu da araştırma şirketleri kadar önemlidir. Gazetecilik açısından bir anketin sonucunu yayımlamak yeterli değildir.

Araştırmanın örneklem büyüklüğü, saha tarihi, yöntemi ve finansmanına ilişkin temel bilgilerin okuyucuya aktarılması gerekir.

“Şok anket”, “seçimin sonucu belli oldu”, “ezici fark” gibi ifadeler ise çoğu zaman araştırmanın istatistiksel içeriğinden daha güçlü bir psikolojik etki üretir.

Böyle bir dil, araştırmanın toplumsal eğilimleri ölçme işlevini aşarak seçmen üzerinde algısal bir etki oluşturabilir.

Hukuki açıdan da mesele seçim dönemlerinde getirilen yayın sınırlamalarından ibaret değildir. Demokratik seçimlerin sağlıklı işlemesi, seçmenin kararını yeterli ve güvenilir bilgiye dayanarak verebilmesini gerektirir.

Bu nedenle kamuoyu araştırmalarının kaynağının, finansmanının ve yönteminin şeffaf olması demokratik meşruiyet bakımından önemlidir.

Uluslararası uygulamalarda da kamuoyu araştırmalarının değerlendirilmesini mümkün kılacak temel bilgilerin açıklanması, seçmenin bilgiye erişim hakkının bir parçası olarak ele alınmaktadır.

Öte yandan bütün kamuoyu araştırmalarını peşinen “manipülasyon” olarak nitelendirmek de doğru değildir. Böyle bir yaklaşım, bilimsel araştırmanın güvenilirliğini zayıflatır ve toplumda bütün verilerin siyasi amaçlarla üretildiği yönünde bir kanaat oluşturabilir. Sorun daha fazla anket yapılması değil, daha nitelikli, şeffaf ve denetlenebilir araştırmaların yapılmasıdır.

Araştırma şirketleri yöntemlerini açıklamalı, medya kuruluşları sonuçları bağlamından koparmadan aktarmalı, siyasal aktörler de kendi lehlerine olan araştırmaları mutlak gerçek, aleyhlerine olanları ise otomatik olarak manipülasyon olarak görmemelidir.

Vatandaş açısından da bir tür “anket okuryazarlığı” geliştirmek gerekmektedir. Bir araştırma sonucu görüldüğünde “Bu araştırmayı kim yaptı?”, “Kaç kişiyle görüşüldü?”, “Araştırma ne zaman gerçekleştirildi?”, “Örneklem nasıl oluşturuldu?”, “Sorular nasıl soruldu?”, “Kararsızlar dağıtıldı mı?”, “Araştırmayı kim finanse etti?” ve “Aynı dönemdeki diğer güvenilir araştırmalar ne söylüyor?” soruları sorulabilmelidir. Bu sorular, kamuoyunun hem gerçek bilimsel araştırmayı hem de araştırma görüntüsü altında yürütülen siyasal iletişimi ayırt etmesine yardımcı olur.

Kamuoyunu ölçmek ile kamuoyunu belirli bir yönde etkilemek arasında ince fakat son derece önemli bir sınır vardır.

Bilimsel araştırmanın görevi topluma ne düşünmesi gerektiğini söylemek değil, toplumun ne düşündüğünü mümkün olan en güvenilir yöntemlerle ortaya koymaktır.

Kamuoyuna sunulan her araştırmanın arkasındaki yöntem, varsayım ve finansman görünür hale gelmelidir. Demokrasilerde kamuoyu elbette ölçülebilir fakat kamuoyunu ölçme iddiasındaki verilerin kendisi de sorgulanabilir olmalıdır. Güvenilir siyasal iletişim seçmene hazır bir sonuç sunmakla değil seçmenin o sonucun nasıl üretildiğini anlayabilmesini sağlamakla mümkündür.

Son cümle,  Genar, Betimar ve Optimar gibi kurumsallaşmış, ciddi, itibarlı yapılara sözüm yok. Ama buraya kadar yaptığım eleştiriler de “yutturduklarını” düşünen, “yutturabileceklerini” sananlara…"

Kaynak: BHA

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır. Hakaret ve reklam içerenler onaylanmaz.

TÜRKİYE kategorisindeki diğer haberler

Sonraki haber yükleniyor…

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.

Marka Flower Çiçekçi