Mayıslar bize, istiklalimiz için çıkılan o kutlu yolu, atılan o ilk büyük adımı, 19 Mayıs’ı…
Nisanlar, halkımızın iradesini, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışını, 23 Nisan’ı…
Ekimler, ilelebet payidar kalacak olan Türkiye Cumhuriyetimizi, 29 Ekim’i…
Ağustoslar ise makus tarihimizi değiştiren şanlı zaferlerimizi, 30 Ağustos’u anımsatır bize.
Sultan Alparslan, 954 yıl önce, 26 Ağustos 1071’de Anadolu’nun kapılarını büyük bir kararlılık ve inançla ardına kadar açtı. Ve ondan tam 851 yıl sonra, yine bir 26 Ağustos günü Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk; Anadolu’nun kapılarını ona göz koyanlara karşı: ‘’Allah Türk Milletini koruyacaktır. Vakit tamam. İnşallah zafer bizimdir’’ diyerek sonsuza dek sımsıkı kapattı.
Bugün büyük bir coşku ve gururla kutladığımız 30 Ağustos Zaferi, milletimizin varoluş mücadelesindeki bir dönüm noktasıdır. Bağımsızlık ve özgürlük uğruna, milletimizin dişiyle, tırnağıyla bütün ruhuyla verdiği mücadelenin ardından gelen şanlı zaferin adıdır.
Bu toprakları bize vatan kılan ecdadımıza karşı hepimizin borcu var. Bizden sonra şanlı bayrağımızı dalgalandıracak nesillere karşı sorumluluklarımız var. Bu da ancak bir ve beraber olmakla, memleketimiz için gayretle çalışmakla olur. Eser ve hizmet üretmekle olur.
İşte bu dava; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Büyük ve Güçlü Türkiye’yi inşa etme, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin en üstüne ulaştırma davasıdır.
Nasıl ki; 30 Ağustos yeniden dirilişin ilânıysa; “Türkiye Yüzyılı” da bu ilânın, en güzel satırlarıdır. 30 Ağustos; zulme karşı verilen mücadelenin, boyun eğmeyen aziz milletimizin destanıdır.
“Büyük zaferler yalnızca büyük milletler tarafından kazanılabilir’’ diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını, kahraman Mehmetçiklerimizi, vatanımız uğruna canından geçen şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.
30 Ağustos Zaferimizin 103. yılı kutlu olsun.