3 Nisan 2026, Cuma
17:40

HUDER'den "Filistinli esirlere yönelik idam yasası" kararına ilişkin açıklama

HUDER'den "Filistinli esirlere yönelik idam yasası" kararına ilişkin açıklama

Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER) Genel Başkanı Av. Hasan Oymak, İsrail Meclisi (Knesset) tarafından kabul edilen ve Filistinli esirlere yönelik idam cezasını öngören düzenlemeye ilişkin yazılı bir açıklaması yaptı.

ANKARA - BHA 

Söz konusu yasanın “İsrail'in idam yasası bir yargı kararı değil; Soykırımın hukuki kılıfıdır” olduğunu savunan HUDER Genel Başkanı Av. Hasan Oymak, yazılı açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"İsrail Meclisi (Knesset) tarafından kabul edilen "Filistinli Esirlere Yönelik İdam Yasası, uluslararası hukuk normlarını yok etme sürecinin bir parçası ve bir halkın topyekûn imhasına yönelik sinsi bir "hukuki kılıf" tır. 

30 Mart 2026 tarihli bu düzenleme, İsrail‘in, tüm dünyadaki  vicdan  sahiplerinin gözünde ne derecede kaybettiğini ve hırsını artık yalnızca elinde bulunan masumlardan çıkarmaya çalıştığını göstermektedir! 30 Mart, eli kanlı  bir devletin ayrımcı bir ceza rejimi inşa ettiği kara gündür!
 
İsrail’in kendi iç hukukunu uluslararası insancıl hukukun üzerinde görme gafleti, sadece bir yargı hatası değil, modern hukukun temellerine yönelik bir suikast girişimidir. Hukuki Araştırmalar Derneği olarak, bu yasanın sadece bir ceza hukuku meselesi değil, İsrail’in kuruluşundan beri sürdürdüğü işgal ve zulüm politikalarının kanlı bir halkası olduğunu vurguluyoruz .
 
Dünya kamuoyunun gözden kaçırdığı en kritik husus şudur: Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin 68. maddesinin 2. fıkrası, işgalci bir gücün ancak işgalden önce o topraklarda var olan yasalar idamı öngörüyorsa bu cezayı verebileceğini emreder. Filistin topraklarında işgal öncesi hukukta bu karşılık yoktur. Dolayısıyla bu yasa, uluslararası insancıl hukukun temeline vurulmuş bir darbedir ve yoruma kapalı bir ihlaldir.
 
Önemle hatırlatmak gerekir ki; tarihin gördüğü en büyük katliamları gerçekleştiren Nazi Almanyası, tüm bu canilikleri kendi "yasalarına" uygun bir şekilde yapmıştır. İsrail yargısı, Nazi yargı sisteminin bir benzeri olarak Siyonizm’e hizmet eden keyfi bir araç haline gelmiştir.
 
Bu yasa, aynı suçu işleyen bir Filistinli ile bir İsrail vatandaşı arasında korkunç bir ayrım gözetmektedir. Filistinliler; askeri mahkemelerde, oybirliği şartı aranmadan, temyiz hakkı olmaksızın ve işkence altında alınan ifadelerle ölüme gönderilmektedir. Bu düzenleme, Roma Statüsü’nde tanımlanan "Apartheid" suçunun en somut delilidir.
 
Halihazırda hapishanelerdeki işkence ve zalimane davranışlar sonucu hayatını kaybeden binlerce Filistinli esir bulunurken; bu yasa, esirlerin katledilmesini İsrail’in soykırımcı mevzuatına uygun hale getirme çabasıdır. İşgal hukuku gereği Filistin halkının işgalci güce karşı bir sadakat yükümlülüğü yoktur. Bu nedenle halkın kendi toprağını savunmasını "idamlık suç" saymak hukuken hükümsüzdür.
 
Gelinen noktada tekraren ifade etmek isteriz ki;
* BM Özel Raportörlerine acil müdahale çağrısı gönderilmesi,
* Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) savcılığına "Apartheid ve Savaş Suçu" kapsamında Madde 15 bildirimi yapılması,
* Uluslararası Adalet Divanı’ndaki soykırım davasına bu infaz rejiminin bir kanıt olarak dahil edilmesi, zorunludur.
Bu çerçevede; tüm  dünya devletlerini, Uluslararası kuruluşları, dünya barolarını, akademisyenleri ve insan hakları savunucularını, hukuk kılıflı soykırım yasasıyla yaşam hakları ellerinden alınan mazlumlar için, etkili ve caydırıcı adımlar atmaya. davet ediyoruz.
 
Son olarak belirtmek istiyoruz ki, İsrail Meclisi’nin ihdas ettiği bu idam yasası İnsanlığın en büyük sınavlarından biridir. Bu sınavı verene kadar  Onurlu  Filistin halkının yaşam hakkını  savunmak tüm insanlığın borcudur ve sessizlik, bu hukuksuzluğa ortak olmaktır."

 

Benzer Haberler